İslam’da Kadının Yeri

İslamda Kadın

İslam’da Kadının Yeri

İslam’dan önceki dünyaya kadın açısından bir göz atıldığında, kadınn üzerine her taraftan karanlık çöktüğü görülür. İşte böyle bir ortamda, Hz. Muhammed (s.a.v) ilahi vahiyle ortalığı aydınlatmaya başladı ve kadının şerefi için en adil ölçüleri koymaya başladı.O,bu düsturlarla kadının imdadına yetişiyordu.

Onun hakkını eksiksiz ve mükmmel olarak ödüyordu.Kendisine yönelik tüm horlayan uygulamalara son veriyor, insanların şehevi duygularla kadına saldırmalarına son veriyordu.Kadının da mükemmel bir insan olduğunu ve tüm haklara sahip bulunduğunu ilan ediyordu;

“Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık.Sizi milletler ve kabileler halinde koyduk ki, birbirinizi kolayca tanıyasınız.Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır”Hucurat: 13

İslam’ın kadın meselesine getirdiği temel ilkeler vardır. Evvela kadın, insan olma açısından erkekten farkı yoktur. Her iki cins de İslam’ın insana bahşettiği kıymet ve yerden eşit oranda pay almışlar ve her ikisi de Allah’a kulluk etmek için yaratılmışlar, bu hedefe uygun kabiliyetlerde yaratılmışlardır.İnsanlık ve kulluk bakımından birbirinden üstün değillirdir.Ama her iki cinsin de yaratılıştan gelen farklılıkları vardır.Bu farklılıklar, sosyal hayatta birbirilerini tamamlayan, bir bütün halinde fonksiyonlarını yerine getirmeye yönelik hususlardır.

İslam dini, daha önceki din adamlarının kadına layık görüldükleri lanetlik sıfatını ortadan kaldırmıştır.Adem peygamberin cenneten çıkarılmasına neden olan suçu sadece kadına yüklemeyip; her ikisini de sorumlu tuttu.İslam’da kadın, kötülüklerin ve şeytani desiselerin kaynağı olarak görülmez. Bu tür cahil anlayaşları kökten reddeder.

İslam’da kadın, dindar olmaya, insan ve ibadet etmeye ehliyetli değerli bir varlıktır.Eğer iman ederse cenette girer. Bu konuda erkekten bir farkı yoktur. Bazı özel durumlar hariç, İslam’ın emirlerine karşı erkekle aynı derecede muhataptırlar. Diğer bazı toplumlarda kadın dine dahi kabul edilmezdi, iman ve ibadet etmeye ehil olmadığı söylenirdi. Kur’an bu hususta şöyle buyurur;

“Erkek ve kadından kimi insanmış olarak bir iyilik yaparsa onu hoş bir hayatla yaşatırız. Ahirette ise onların ücretini,yaptıklarının en güzeliyle veririz.”Nahl:97

İslam,kadına miras hakkı tanımış, evlilikte eşler arasındaki hakları tanzim etmiştir.Cenab-ı Hak buyuruyor ki;

“Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır.Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları ise, bir derece daha fazladır.” Bakara:228

İslam, boşunma meselesini bir düzene koymuştur.Erkeğin bu meseleyi oyuncak haline getirmesi ve bu konuda diktaya baş vurması engellenmiş oldu.Boşanmaya bir sınır getirdi ve belli bir süre tayin etti.Bu süre içerisinde taraflar madur olmaması için yeniden düşünüp taşınma imkanı sağlanmış oldu.

Diğer taraftan İslam, evlenilecek kadınların sayısına sınır getirdi ve bunu dört ile sınırlandırdı. Oysa İslam’ın geldiği devirlerki yürürlükte olan inançlarda her hangi bir sınır bulunmuyordu.

İslam, kadında bulunduğu söylenen uğursuzluğu reddetti. Bu türk telakkileri Kur’an şöyle reddetmektedir:
“Onlardan birine kız müjdelendğinde içi öfkeyle dolarak yüzü kapkara kesilir, kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı milletinden gizlenirdi.Onu utana utana tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsüné Ne kötü hükmediyorlar.Ahzap:58-59

İslam, kız çocuklarının öldürülmesini yasaklamıştır.İslam’dan önceki toplumlarda kız, diri diri toprağa gömülüp katlediliyordu.Kur’an bunu sert biçimde redetti ve şöyle buyurdu:

“Kız çocuğun hangi suçtan dolayı öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman…”Tekvir,8-9

İslam, kadın ile erkek arasında yartı eşitliği getirmiştir.Kadına mülkiyet hakkı vermiştir.Avrupa’nın bir çok ülkesinde kadın evlendiğinde onun malı kocasına devredilirdi.Kadına mülk edinme hakkı tanınmadığı gibi, sorumluluk da verilmezdi.İşte İslam, Batı’dan 12 asır önce kadına bu hakkı tanımıştır.Kur’an da şöyle buyurulmaktadır:

“Erkeklere, kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır.”Nisa:32
İslam, kadının eğitimine çok önem vermiştir. Kadını , cehlatten kurtarmış ve onun konumunu yükseltip şerefli kılmıştır. İslam tarihi bunun örnekleri ile doludur. AShab-ı kiramdan onlarcası her meseleye fetva verecek kadar ehli hale gelebilmişlerdir.Hz. Aişe, Hz. Fatıma, Ümmü Seleme, Hafsa, Ümmü Habib, Safiye, Cüveyriye, Meymune gibi ashap kadınları bunlardan sadece bir kaçıdır.

İslam, kadına her zaman ikramda bulunulmasını emretmiştir. Kadının bir anne olarak ikram edilmesini tavsiye eden bir çok ayet ve hadis vardır. Allah (c.c) şöyle buyurmuştur:
“Biz insana, ana babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Anası onu, zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu.” Ahkaf:15 Bir adam Resulüllah’a gelerek, ben Allah yolundan cihat etmek istiyorum, dedi.Resulüllah (s.a.v.) ona dedi ki:’Anan sağmıdır?’ Adam, evet, dedi. Allah Resulü:’Onun ayağına dikkat et cennet oradadır’ diye buyurdu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir