Kapat

Kubbe Nedir ? Tarihi ve Tarihçesi

Kubbe Nedir ?

Kubbe Nedir ? Tarihi ve Tarihçesi

Kubbe, mimarlıkta taş ya da tuğla gibi küçük boyutlu yapı malzemelerinin bir yarım küre oluşturacak biçimde dizilmesiyle yapılan mekan örtüsü.

Kemerden türemiş bir yapım yöntemidir, kemerin düşey ekseni çevresinde döndürülmesiyle ortaya çıkar.

 

Kubbe Çizimi

Kubbe Çizimi

 

Kubbe

 

Yapı taşlarının bir yay üstünde yer alması, bunların, üstten gelen yükleri yalnız basınca çalışarak alttaki taşıyıcı duvarlara aktarmasını sağlar. Bu da geniş açıklıkların geçilmesinde basınç direnci yüksek, ama çekme direnci düşük malzemelerin kullanılmasına olanak verir. Kubbede de kemerdeki gibi tepe noktasına konan bir kilit taşı konstrüksüyonu kapatır. Yüklerin aktarıldığı duvar ya ayaklara gelen yatay güçler, destek duvarları ya da kemerleriyle karşılanır.

Kubbe yapımındaki en önemli sorun genellikle daire planlı olan bu örtünün kare yada çokgen planlı bir alt yapı üstüne oturulmasından doğar. Köşelerde ortaya çıkan boşlukların kapatılması hem taşıyıcı sistem açısından, hem de biçimsel olarak doyurucu bir çözüm gerektirir. Bu noktalar için 6.yüzyıl dolaylarında Doğu’da ve Batı’da iki ayrı yöntem bulunmuştur. İran mimarlığı konu biçiminde bir tonoz olan trompu, Bizans mimarlığı da küresel bir üçgen olan pandan tifi geliştirmiştir. Bir başka yol da bu noktaları Türk üçgeni adı verilen bir dizi üçgenle kapatmaktır. Türk üçgenleri daha çok Anadolu- Türk mimarlığında kullanılmıştır.

Kubbe hem bir yapım yöntemi, hem bir taşıyıcı örtü, hem etkili bir mekan belirleyici, hem de çok yönlü bir biçim öğesi olduğu için önem taşır. Bu nedenle pek çok kültürde kubbeye simgesel anlamlar da yüklenmiştir.

 

Kubbe Resmi

Kubbe Resmi

 

İlk kubbeler Yakın doğu’da Akdeniz ülkelerinde ve Hindistan’da küçük mezar yapılarında kullanıldı. Miken mezalarının üzeri de bindirme kubbe ya da yalancı kubbe adı verilen kubbelerle örtülmüştü. Bunların planı tam daire değil, bir çokgendi ve her sıradaki taşlar bir alt sıradakilerin kenarlarından ileri doğru taşacak biçimde yerleştirilmişti. Böylece kubbe daralarak yükseliyor, son taşın konmasıyla da kapanmış oluyordu. Büyük boyutlu taş kubbeleri ilk kez Romalılar uyguladı. ilk kubbeli anıtsal yapı olan Pantheon da onlardan kalmadır.

Bizans mimarları kubbeyi, kasnak adı verilen silindirik bir bölüm üstüne yerleştirdiler; bunda açtıkları pencerelerden yapının içine daha çok ışık girmesini sağladılar.

Kubbe Avrupa mimarlığında da çok kullanılan bir örtü oldu. Özellikle Rönesans ve Barok yapılarda, üstlerinde aydınlık feneri (*) denen silindirik yükseltilerin bulunduğu kubbelerden yararlanıldı. Şeitli İslam mimarlıklarında da kubbe çok yaygındı.

Ama bu yapı öğesini sistemli bir çatı örtüsü durumuna getiren veyapım özelliklerini sonuna kadar araştıranlar Osmanlı-Türk mimarları oldu.

Anıtsal osmanlı yapılarının hemen hepsi kubbelidir. Osmanlılar yalnız dinsel yapılarda değil, darüşşifa, medrese, türbe, han ve kervansaray gibi başka işlevlerle yüklenmiş yapılarda da kubbe kullandılar, kubbeyi estetik açıdan en yetkinbiçime getirmeye çaba gösterdiler.

 

Kubbe İçi

Kubbe İçi

 

Kubbe bir mekanı tek başına örtecek büyüklükte yapılabildiği gibi, küçük küçük yapılarak yan yana da dizilebilir. Osmanlı mimarlığında Şehzade, Süleymaniye gibi bazı camilerde yarım kubbelerle desteklenmiş tek bir büyük kubbe tüm yapıya egemendir. Buna karşılık Bursa Ulucamisi, Edirne’deki Eski Cami gibi yapılarda mekanı, çok sayıda küçük kubbeden oluşan bir tavan örter. Bazı yapılarda da biri dış görünüş, biri de iç düzenleme göz önüne alınarak yapılmış iç içe iki kubbe vardır.

Bunlara çift çeperli kubbe adı verilir.

Çağdaş yapı malzemelerinin ortaya çıkmasıyla kubbe yapımı da yeni boyutlar kazandı. 19.yüzyılda dökme demir ve çelik kemerlerin taşıdığı kubbeler yapıldı. 20.yüzyılda kalıplara dökülen, donduktan sonra da geniş açıklıkları geçen bir kabul oluşturan betonarme, kubbe yapımını etkiledi. Kubbe’deki son aşama ise jeodezik kubbe(*) oldu. Özellikle aluminyum gibi hafif madenlerin, hatta karton gibi taşıyıcı gücü çok az olan malzemelerin bile kullanılmasına olanak veren bu yapım türü, bir küre ya da küre parçası yüzeyinde uzay üçgenleriyle kurulmuş bir ağ oluşturmaya dayanıyordu. Bu yöntemle çapı 100 m’nin üstüne çıkan kubbeler yapıldı.

Kubbelerin Yapım Sistemlerinin Yük Aktarım Prensiplerine Göre İrdilenmesi adlı pdf’yi incelemek için buraya tıklayınız.

Alt Etiketler: Kubbe , Nedir , Tarihi , Tarihçesi , Nasıl , Bulundu , Kim , Tarafından , Ne , Zaman

 

Bir Sonraki Yazımız : Kuba Krallığı, hakkında bilinmeyenler – gerçekleri ve tarihi & tarihçesi adlı yazıyı okumak için buraya tıklayınız .

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir